5187 SAYILI BASIN KANUNU’NDA SORUMLULUK
İstanbul
eski Basın Savcısı - Avukat Cevat Özel’in
yeni Basın Kanunu ile ilgili yaptığı çalışma aynen şöyle:
09.06.2004 tarihinde Büyük
Millet Meclisi’nce kabul edilerek Cumhurbaşkanı’nın
onayına sunulan 5187 sayılı Basın Kanunu, 32 madde ve geçici
2 maddeden ibaret olup sorumluluk sistemi yönünden 5680
sayılı Basın Kanunu’ndan ayrılmış gözükmektedir.
Aşağıda yeni Yasanın muhtelif maddelerinde zikredilen
sorumlular ve yükümlülükleri ayrı ayrı belirtilmeye çalışılacaktır:
(Yasa onaylandı ve Resmi Gazete'de yayınlandı.)
A-Eser
Sahibi:
Eser sahibi kavramı, Yasanın
Tanımlar başlıklı 2 nci maddesinin ı) bendinde; “ Süreli
veya süresiz yayının içeriğini oluşturan yazıyı veya
haberi yazan, çeviren veya resmi ya da karikatürü
yapan” olarak tarif edilmiştir.
aa-
Yasanın Cezai Sorumluluk başlıklı 11 inci maddesinin
ikinci fıkrası; “ Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar
yoluyla işlenen suçlardan eser sahibi sorumludur.” demek
suretiyle içeriğinde suç unsuru bulunan yazıyı veya
haberi yazan, çeviren, resmi ya da karikatürü yapan kişiyi,
suçu tarif eden ilgili yasa maddesindeki müeyyidenin
muhatabı kılmıştır. Aynı cümle içerisinde süreli ve
süresiz yayın ayırımı yapılırken iki defa peşpeşe
yayınlar kelimesinin kullanılması uygun olmasa gerektir.
Zira “Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar” yerine
“Süreli ve süresiz yayınlar” denilmesi şüphesiz
daha uygun olurdu.
bb-
Eser sahibi kavramının zikredildiği diğer bir madde
Hukuki sorumluluk başlıklı 13 üncü madde olup bu
maddenin ilk fıkrasında; “ Basılmış eserler yoluyla işlenen
fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli
yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa
temsilcisi, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcı,
yayımcının belli olmaması halinde ise basımcı müştereken
ve müteselsilen sorumludur.” denilmek suretiyle, eser
sahibinin, mevkutelerde ve süreli olmayan sair yayınlarda
kendisi tarafından meydana getirilen içerikten dolayı
maddi ya da manevi zarar meydana gelmişse sorumlu tutulacağı
dile getirilmiştir.
B-
Sorumlu Müdür, Sorumlu Müdürün Bağlı Olduğu Yetkili:
Sorumlu müdürle ilgili düzenleme
Yasanın 5 inci maddesinde yer almış olup eski Yasadan
farklı olarak ilk bakışta dikkati çeken hususlar şunlardır:
Sorumlu müdür
olabilmek için on sekiz yaşını bitirmiş olmanın
yeterli görülmesi,
Ortaöğretim mezunu
olmanın kafi sayılması,
Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olmayanlara da bu imkanın sağlanması,
Sorumlu müdürün TBMM
üyesi olması halinde sorumlu müdürlüğü üstlenmek üzere
sorumlu müdür yardımcılığının ihdası.
Eski Yasanın 5 inci
maddesindeki düzenlemenin de gerisine gidilerek 21 yaştan
18 yaşa, lise tahsilinden ortaöğretim seviyesine
inilmesinin mantıklı hiçbir açıklaması bulunmamaktadır.
Keza Müdür kelimesinin sözlük anlamının; İdare eden,
yöneten, yönetmen, direktör” olduğu hususunun hiç
dikkate alınmadığı da ortadadır. Ortaokul mezunu, 18 yaşını
yeni bitirmiş ve dolayısıyla çocukluktan yeni kurtulmuş
bir kişinin tirajı belki on binlerle ifade edilebilecek
olan bir süreli yayını nasıl idare edip yöneteceği doğrusu
merak konusudur. Yasakoyucu da sorumlu müdürün
konumundaki bu zafiyetin farkında olmuş olacak ki eski
Yasada olmayan bir düzenleme ile sorumlu müdürün bağlı
olduğu yetkili gibi bir kadro ihdas etme zorunluluğunu
hissetmiştir. 11’inci maddenin 3’üncü fıkrasındaki
düzenlemeden; yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni,
editör, basın danışmanı gibi sıfatlarla anılan kişilerin
sorumlu müdürün üzerinde yer aldıkları anlaşılmaktadır
Bu yetkilinin isminin 7’nci maddede düzenlenen
beyannamede zikredilmesi şartının aranmaması önemli bir
eksikliktir. Mademki bu kişi sorumlu müdürün de üzerinde
yer almaktadır, mevkute beyannamesinin dahi bu kişi tarafından
imzalanması gerekirdi. Sorumlu müdürlerin eski Yasada
olduğu gibi 21 yaşını bitirmiş, üniversite ve tercihan
İletişim Fakültesi mezunu adaylar arasından intihap
edilmesi ve böylece gerek yaş ve gerekse tahsil yönünden
nitelikli olmaları durumunda böyle bir kadroya ihtiyaç
duyulmayacağı izahtan varestedir. Eski Yasanın 6’ncı
maddesi özellikle sorumlu müdürlük ile milletvekilliğinin
aynı şahıs üzerinde birleşemeyeceği yönünde amir hüküm
getirmişken yeni düzenleme ile milletvekillerine sorumlu müdür
olma imkanının getirilmesi de şık olmamıştır.
Milletvekillerine önemli mevkutelerde bol paralı iş olanağı
sağlama gayretinden başka bir şey değildir. Bu imkanı
milletvekillerine sağlayabilmek için sorumlu müdür yardımcılığı
gibi bir kadro ihdas edilmesi, Türk vatandaşı olmayanlara
sorumlu müdür olma imkanının getirilmesi ileride sorun
yaratacak düzenlemelerdir.
Sorumlu
müdürler ve bağlı oldukları yetkililer;
aa-
Cezai sorumluluk başlıklı 11’inci maddenin 3’üncü fıkrasına
göre; süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması,
yayım sırasında cezai ehliyetinin bulunmaması, yurt dışında
bulunması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması,
verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı
kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi
hallerinde eser sahibinin ihlal ettiği yasa maddesindeki müeyyideye,
bb-
Düzeltme ve cevap başlıklı 14’üncü maddede
zikredilen tekzip hakkının kullanılması ile ilgili düzenlemelere
aykırı hareket etmeleri durumunda Düzeltme ve cevabın
yayınlanmaması başlıklı 18’inci maddede öngörülen
müeyyideye,
cc-
Zorunlu bilgileri göstermeme başlıklı 15’inci maddeye
göre; Yasanın 4’üncü maddesindeki bilgilerin süreli
yayınlarda gösterilmemesi veya hakikate aykırı gösterilmesi
durumunda bu maddedeki müeyyideye,
dd-
Durdurulan yayının yayımına devam etme başlıklı
16’ncı maddesindeki düzenlemeye göre; 8’inci madde
uyarınca mahkeme kararıyla yayını durdurulan mevkutenin
yayınına devam edilmesi durumunda bu maddedeki müeyyideye
muhatap olacaklardır.
Geçici madde 1’e göre
sorumlu müdürler; bu Yasanın yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren otuz gün içinde yayınların türünü yönetim
yerinin bulunduğu mahal Cumhuriyet Başsavcılığına
bildirmek zorundadırlar, aksi halde beş yüz milyon
liradan yirmi milyar liraya kadar ağır para cezası ile
cezalandırılabilirler.
Geçici madde 2, bu
Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurum ve
kuruluşlarınca yayımlanmakta olan süreli yayınların
sorumlu müdürlerine altı ay içerisinde süreli yayının
basım ve yayımını bu Yasada öngörülen hükümlere
uygun hale getirme mükellefiyeti yüklemişse de buna
uymamanın müeyyidesini göstermemiştir.
C-
Yayımcı:
“Yayım” kelimesi,
Yasanın Tanımlar başlıklı 2’nci maddesinin b)
bendinde; Basılmış eserin herhangi bir şekilde kamuya
sunulması, “Yayımcı” kelimesi ise aynı maddenin j)
bendinde; Bir eseri basılmış eser durumuna getirip yayımlayan
gerçek veya tüzel kişi olarak tarif edilmiştir. Sözlüklerde
ise “Yayım”; Kitap, gazete gibi okunacak şeylerin basılıp
dağıtılması. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon
aracılığıyla dinleyiciye, izleyiciye ulaştırılması,
neşir, “Yayımcı” kelimesi ise; Bir sanatçının, bir
yazarın eserini yayımlayıp satışını sağlayan kimse
veya kuruluş, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin
radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye
ulaştırılmasını sağlayan kimse olarak tanımlanmaktadır.
Bütün bu tariflerden, yayımcının; süreli veya süresiz
yayınların içeriğini teşkil eden yazı, makale, karikatür,
resim gibi eserleri eser sahiplerinden bir şekilde temin
ederek matbaada basımını ve okuyucuya ulaştırılmak üzere
dağıtımını üstlenen, bunun için sermaye koyan, yayın
politikası konusunda karar veren ve uygulayan gerçek ya da
tüzel kişi olarak algılanması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Yasanın 6’ncı maddesi kamu kurum ve kuruluşlarının da
süreli yayın sahibi olmalarına cevaz vermektedir. Yasada
bu konuda ayrı bir düzenleme olmamakla birlikte şüphesiz
ki gerçek ya da tüzel kişilerle kamu kurum ve kuruluşları
süresiz yayın olarak nitelendirilen kitap ve benzeri yayınları
yapabilirler.
Yasanın yayımcıya
eski Yasadan farklı olarak çok daha fazla sorumluluk yüklediği,
eskiden sorumlu müdürleri mes’ul kıldığı konularda
yayımcıyı muhatap aldığı aşağıdaki düzenlemelerden
açıkça anlaşılmaktadır:
aa-
8’inci madde; mevkute beyannamesindeki eksikliklerin
giderilmesini, gerçeğe aykırı hususların düzeltilmesini
yayın sahibinden beklemektedir. Sorumlu müdürün görevinden
ayrılması halinde yenisi tayin edilinceye kadar sorumluluk
yayın sahibine veya temsilcisine aittir.
bb-
11’inci maddenin 3’üncü fıkrasına göre; süreli yayınlarda
sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu
yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımın yapılması
halinde cezai sorumluluk yayımın yapılmasını emreden
yayımcınındır. Aynı maddenin 4’üncü fıkrasına göre
ise; süresiz yayınlarda eser sahibinin belli olmaması,
yayım sırasında cezai ehliyetinin bulunmaması, yurt dışında
olması nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması, verilecek
cezanın eser sahibinin diğer bir suçundan dolayı kesin hükümle
mahkum olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde cezai
sorumluluk yine yayımcıya aittir.
cc-
Hukuki sorumluluk konusunu düzenleyen 13’üncü maddenin
1’inci fıkrası, süreli ve süresiz yayın ayırımı
yapmaksızın maddi ve manevi zararlardan eser sahibi ile
birlikte yayımcı ve varsa temsilcisini mes’ul tutmaktadır.
dd-
16’ncı madde; 8’inci madde uyarınca mahkeme kararıyla
durdurulan yayına usulüne uygun beyanname vermeden veya değişiklikleri
bildirmeden devam eden yayımcıyı, sorumlu müdür ve bağlı
olduğu yetkili ile birlikte bir milyar liradan on beş
milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırmaktadır.
ee-
Yayımcı, düzeltme ve cevabın yayımlanmaması başlıklı
18’inci maddenin ikinci fıkrasına göre; tekzip hakkına
riayetsizlik hallerinde sorumlu müdür ve bağlı olduğu
yetkili hakkında hükmedilen ağır para cezasının ödenmesinden
bu kişilerle birlikte müteselsilen sorumludur. Aynı
maddenin üçüncü fıkrası yayımcıya; düzeltme ve
cevap yazısının yayımlanmaması veya 14’üncü
maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartlara uyulmaksızın
yayımlanması hallerinde bu yazının tirajı yüz binin üzerinde
olan iki gazetede ilan şeklinde yayımlanması kararı
verildiğinde bu masrafı ödemek yükümlülüğünü
getirmiştir.
ff-
Yargıyı etkileme başlıklı 19’uncu maddenin 1’inci fıkrası;
hazırlık soruşturması sırasında ve henüz bu soruşturma
takipsizlik kararı ya da iddianame ile sonuçlanmadan belge
içeriklerini yayımlamaktan, 2’nci fıkrası; görülmekte
olan kamu davası kesin hükümle sonuçlanmadan mütalaa
yayımlamaktan da yayımcıyı sorumlu tutmuştur.
gg-
Cinsel saldırı, cinayet ve intihara özendirme başlıklı
20’nci maddeye aykırı yayınlardan,
hh-
Kimliğin açıklanmaması başlıklı 21’inci maddeye aykırı
neşriyattan,
ıı-
Yeniden yayım başlıklı 24’üncü maddenin birinci fıkrasında
düzenlenen; başka bir süreli yayında yayımlanmış
haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yeniden yayımlamaktan,
ikinci fıkrasında yaptırım altına alınan; yeniden yayım
hakkı saklı tutulmuş olmasına rağmen süreli yayın
sahibinin izni olmaksızın yeniden yayımlamaktan da yayımcı
mes’ul kılınmıştır.
Burada yeri gelmişken
Yasanın Tanımlar başlıklı 2’nci maddesinin l)
bendindeki yeni bir düzenlemeden bahsetmek gerekir. Yeni
Yasa, Tüzel kişi temsilcisi kavramını getirmiş olup bu
kavramı; Yayın sahibi veya yayımcının tüzel kişi
olması halinde bu tüzel kişiliğin yetkili organı tarafından
yöneticiler arasından belirlenen gerçek kişi veya kamu
kurum ve kuruluşlarınca belirlenen gerçek kişi olarak açıklamaktadır.
Böylece; tüzel kişilerin, şirketlerin sahibi oldukları
büyük medya kuruluşlarında en büyük hissedarların
sahip gösterilme zorunlulukları ortadan kaldırılmış, yönetim
kurulları tarafından tensip edilen sıradan bir yönetici
tüzel kişi temsilcisi sıfatı ile ileride gündeme
gelebilecek davalarda sanık ya da davalı statüsüne
sokulmuş bulunmaktadır. Medya patronları lehine bir düzenleme
olduğu tartışmasızdır. Bundan böyle tekel oluşturmuş
patronları sanık ya da davalı olarak mahkemelerde göremeyeceğimiz
anlaşılmaktadır.
Geçici madde 1’e göre
yayımcılar; bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren otuz gün içinde yayınların türünü yönetim
yerinin bulunduğu mahal Cumhuriyet Başsavcılığına
bildirmek zorundadırlar, aksi halde beş yüz milyon
liradan yirmi milyar liraya kadar ağır para cezası ile
cezalandırılabilirler.
Geçici madde 2, bu
Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurum ve
kuruluşlarınca yayımlanmakta olan süreli yayınların
temsilcilerine altı ay içerisinde süreli yayının basım
ve yayımını bu Yasada öngörülen hükümlere uygun hale
getirme mükellefiyeti yüklemişse de buna uymamanın müeyyidesini
göstermemiştir.
D-
Basımcı:
Yasanın 2’nci
maddesinin a) bendinde “Basılmış Eser”; Yayımlanmak
üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer
araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile
haber ajansı yayınları, k) bendinde “Basımcı”; Bir
eseri basım araçları ile basan veya diğer araçlarla çoğaltan
gerçek veya tüzel kişi olarak tarif edilmiştir.
Basımcı kelimesinin
ilk etapta matbaacı kelimesi ile eşdeğer anlam ifade ettiği
düşünülebilirse de yasa koyucunun sadece matbaacıyı
kasdetmediği ortadadır. Zira matbaacı bir eseri basım
araçları ile basan kişidir. Oysa tarifte bundan farklı
ve ilave olarak …veya diğer araçlarla çoğaltan…tanımlaması
da mevcuttur. Dolayısıyla matbaa makinaları dışında
eseri çoğaltmaya elverişli teksir, daktilo, faks, teleks,
fotokopi, bilgisayar çıktıları gibi her türlü alet ve
vasıtayı da bu kapsamda mütalaa etmek gerekir.
Yeni
Yasaya göre basımcıların mükellefiyetleri aşağıdaki
gibidir:
aa-
10’uncu maddeye göre; bastıkları her türlü yayının
imzalı iki nüshasını dağıtım veya yayımın yapıldığı
gün mahallin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmekle
yükümlüdürler. Buna riayet etmemenin müeyyidesi
17’nci maddede üç yüz milyon liradan bir milyar liraya
kadar ağır para cezası olarak tayin edilmiştir.
bb-
11’inci maddenin 4’üncü fıkrası basımcıları; süresiz
yayınlarda yayımcının belli olmaması, basım sırasında
cezai ehliyetinin bulunmaması, yurt dışında olması
nedeniyle Türkiye’de yargılanamaması hallerinde bastıkları
yayınların içeriklerinden dolayı cezai sorumluluğa
muhatap kılmıştır.
cc-
Hukuki sorumluluk başlıklı 13’üncü maddenin ilk fıkrasına
göre basımcılar; bastıkları süreli olmayan eserlerle işlenen
haksız fiillerden dolayı husule gelebilecek maddi ya da
manevi zararlardan ötürü yayımcının belli olmaması
halinde eser sahibi ile birlikte müştereken ve müteselsilen
sorumludurlar.
dd-
Basımcılar süresiz yayınlarda yayımcıyı ve adını,
adresini doğru bir şekilde göstermek zorundadırlar, aksi
halde 15’inci maddeye göre beş yüz milyon liradan yirmi
milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.
E-
Dağıtımcı:
Dağıtımcılarla
ilgili düzenleme, Süreli yayınların dağıtımı başlıklı
23’üncü maddede yer almaktadır. Başlığından da anlaşılabileceği
gibi süresiz yayınların dağıtımı konumuz dışındadır.
Maddeye göre; süreli yayınların dağıtımını yapan kişiler,
kendilerinden dağıtımı istenen yayınları, dağıtımını
yaptıkları diğer yayınlar için aldıkları satış
fiyatı, tiraj ve sayfa sayısına göre belirlenen dağıtım
ücretini aşmayacak bir bedel karşılığında dağıtmakla
yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe aykırı davranmaları
durumunda dağıtımından kaçındıkları yayının toplam
bedelinin on misli ağır para cezasıyla cezalandırılacaklardır.
Maddenin ikinci fıkrasının ilk cümlesinde; süreli yayınları
perakende olarak satışa sunan gerçek veya tüzel kişilere
aynı anda diledikleri kadar dağıtım şirketiyle anlaşıp
diledikleri yayınları satabilme serbestisi getirilmiş,
ikinci cümlesinde; hiç kimsenin bu kişilere rakip yayınları
satmama yükümlülüğü getiremeyeceği, bu yayınları
satmama koşuluna bağlı olan veya bu sonuçları doğuracak
edimlerde bulunamayacağı söylenmişse de buna aykırı
hareketin getireceği netice yani müeyyide gösterilmemiştir.
Son olarak; konu başlığı
ile ilgisi bulunmamakla birlikte Yasanın Süreli yayın
sahibinin hakkını kaybetmesi başlıklı 9’uncu
maddesinin 2 nci fıkrasının ikinci cümlesinden de bir
nebze bahsetmek gerekir:
Bilindiği gibi
06.11.2003 tarihinde kabul edilen 5000 sayılı Türk Patent
Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü ile Genel Kadro ve
Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki
Cetvellerde ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 31’inci maddesinin ikinci fıkrası ile
“Bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Kanun gereği
mevkute neşredenler, 556 sayılı Markaların Korunması
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği
mevkute neşretmekten alıkonulamazlar.” hükmü
getirilerek medya alanında tanınan iki kurum ve temsilcisi
olan kişiler arasındaki marka ihtilafı ile ilgili devam
eden davaya müdahale anlamına gelecek kişiye özel düzenleme
yapılmıştı. Aynı anlayışın yeni Yasanın 9’uncu
maddesinin 2’nci fıkrasının ikinci cümlesinde de devam
ettirildiğini görmek üzücüdür. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi
bakımından cümle metnini aynen aktarmakta yarar vardır:
“Ancak, bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Basın
Kanunu gereği mevkute neşredenler 556 sayılı Markaların
Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri
gereği mevkute neşretmekten alıkonulamazlar.” İkinci fıkranın
birinci cümlesi ise şöyledir:”556 sayılı Markaların
Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri
saklıdır.” Görüldüğü gibi ilk cümle ile mevkute
ismi marka olarak tescil edilmişse buna üstünlük tanınmakta,
ikinci cümlede ise daha evvel 5000 sayılı Kanunla kişiye
özel düzenleme yapıldığı-marka hakkının hiçe sayıldığı
göz ardı edilerek mevkute beyannamesindeki isim, markanın
getirdiği üstün hakka rağmen korunmaktadır.